Ahmet Tüfekçi Yunan istihbaratı tarfından mı devrildi ?
02 Mar 2007 Yazar: Hasan Cengiz Yazar
İlk ve büyük komplo teorimiz eski şehreminimiz Ahmet Tüfekçi’nin Yunan istihbaratı tarafından devrildiği söylentisidir. Bu konuda bilgisi olan buraya yazsın. Özellikle Mahir Kaynak’ı bekleriz.

evet
Ben ayvalıkta yaşıyan bir genç olarak sayın başkanım Ahmet Tüfekçi için ayvalık halkı arasında dolaşan şu rivayeti sizlerle paylaşmak istedim.Başkanın son belediye seçimlerinden önce yunan gümrüğünü ayvalık’tan kaldırtmak istemesi ve perşembe günleri midilli adasından ayvalığa alışverişe gelen yunan halkından yüklüce vergi istemesinden dolayı yunan oyununa kurban gitmiştir.Aslında burda kaybeten tüfekçi başkan değil ayvalık halkıdır şunu söyleyeyim atalarımızın sözü gerçekleri anlatıyor meyve veren ağaç taşlanır.ne mutludur ki ayvalık halkı tüfekçi gibi herşeyden önce milletini bayrağıı halkını düşünen bir başkana sahip olmasıdır benim gönlüm 22 temmuz seçimlerinde millet vekili adayı görmekti ama biz ayvalık halkı olarak hizmet sevgisi için yanan başkanı küstürdük onun için bize herşey mustahaktır.teşekkürler
ahmet tüfekçi ayvalık’a gelmiş geçmiş en iyi başkandır onun dürüstlüğü ve belediyenin kaynaklarının peşkeş çekmemesi hizmet aşkı kimsede yoktur onun kim tarafından devrildiği önemli değildir ahmet tüfekçi gibi insanlar asla devrilmezler bu gün onun bir parmak işaretiyle ayvalıktan binlerce insan sokaklara dökülür onun için canını verirler işte bu büyük bir sevgidir acaba kim bu kadar büyük bir sevgiyi kazanmıştır o haketti ve kazandı o sadece ayvalığın değil türk belediyecilik tarihine adını altın harflerle yazdıracak bir insan o dimdik ayakta sevenlerinin duasıyla dostlarının sevgisiyle onu kimse deviremedi aslında herkez bir gün kazdığı kuyuya düşecek ama ahmet tüfekçi dimdik ayakta kalacak bu arada hasan başkana genel seçimlerle ilgili bir eleştirim olacak belediyenin araçlarını chp toplantılarına sandalye taşımak için kullanırken hiç utanmadımı eleştirdikleri r.t.e zihniyetinin aynısını uygulamadımı onlar başbakanlık araçlarını kullandılar siz belediye araçlarını ikiside aynı yani başbakan olsaydınız sizde uçakları kullanırdınız lütfen bu tür saçmalıklara son verin oturduğunuz koltuğun hakkını verin tıpkı ahmet tüfekçi gibi
“Şimdi siz, namlusu çatlak, kuru sıkı tüfeğin depoya kaldırılışında Ayvalık halkının oylarını yok mu sayıyorsunuz yani ??
Ya da başka bir deyişle, bu durumda 10.000 e yakın oy şaibeli mi sizce ??
Güleyim mi, ağlayayım mı şimdi ??
Sülo kardeşim de herhalde Ayvalık’ta yaşamıyor. Tüfekçi’nin kimleri
kayırdığını cümle alem bilir bizim buralarda.. Zaten Ayvalık’ta 40 kişiyiz. Aşağı mahallede biri “pırt” etse, yukarı mahallede biz onu kokusundan tanırız.. :))
Sevgilerimle.
Müjdat SOYLU
ayvalığı ne kadar tanıdığın belli müjdat abi ben 24yaşındayım doğme büyüme de ayvalıklıyım ve üniversiteye gidene kadar da ayvalıktan çıkmadım.ve hala da iki hafta da bir ayvalığa gelirim.ayvalıktaki seçim ittifakını da türkiyede görülmemiş türden bir şekilde gördüm akp chp mhp ve hatta ANAP tüfeçi tek başına dimdik durdu neyse onun yaptığı hizmetleri görmeyen acizdir bunlar da yapsın görelim en basit örnek ben kendim yaşadım o anadolu lisesine giderken balçıklı yollardan tüfekçi o yolları asfalt yaptı ve biz rahat rahat gittik arkadan bunlar o yola bi çeşme yaptı ve çevre düzenlemesi die fotoraflar çekti kendilerine mal etti neyse bunlar tefarruatlar iştir kişinin aynası lafa bakılmaz biz işe bakarız tüfekçide en iyisini yaptı şimdilerde aynada iş göremez olduk
sevgili mujdat soylu sen anap tan bakan adayi degilmiydin evet sulo kardesim hakli herkez birleserek yikti tufekçiyi evet mujdat soyluda hakli tufekçi çogu insani zengin yapmistir ama her gelen birilerini zengin etmiyomu ediyo en azindan ayvaliga katkilari olmus ve kasasinida dolu birakmistir ama simdi iscilerin parasini bile zor oduyor yazik çok yazik
Sevgili Sülo ve Ahmet; Spekülasyon yapmak değil, teknik, objektif ve akılcı değerlendirme yapabilmektir esas olan. Konumuz Ahmet Tüfekçi ise eğer, çok iyi değerlendirme yapmak zorundayız. Evet,.. Tüfekçi 10 yıllık Başkanlığı sürecinde boş boş oturmadı. Birşeyler yaptı. Zaten yapmak zorundaydı da.. Tüm Başkanlar bunun için seçilirler. Görevleri budur. Benim eleştirim yaptıklarının niteliği ile ilgilidir. “Keçi boynuzu” denen meyveyi bilirmisiniz?.. Birazcık tat almak için ondan kilolarca kemirmeniz gerekir. Teşbihte hata olmazmış. İşte tam da bu hesap.. Tüfekçi, Ayvalık halkının üstelik üstüste 2 kez kendine sunduğu şansı iyi kullanamamıştır. Yaptığı hizmetlerin büyük bir çoğunluğu keyfi, duygusal ve verimsiz işlerdir. Hizmetlerinden bu güne ne kaldı sorarım sizlere? Hafızalarımızı biraz tazeleyelim isterseniz.. Gelir gelmez Huzurevi yapacağım diye tutturdu ve işe koyuldu. Sit alanı içinde, ruhsatsız ve hukuksuz olarak inşaata başladı. Üstelik Belediye sıfatıyla.. Cemaatin imamı yani :) Ona sorarsanız eğer, taa İzzet Aygüner zamanında başlanan, sonradan hata yapıldığı anlaşılarak yapımından vaz geçilen, tek katlı, 30-40 m2 lik kafeteryanın inşaat ruhsatından bahsedecektir. Bu konular benim işim olduğu için gayet iyi bilirim. Herkesi yanıltabilir ama bana yutturamaz. Zaten ekonomik gücü pek iyi olmayan Ayvalık halkının TRİLYON mertebesinde parasını bu inşaata gömmekten çekinmedi. Anıtlar Kurulu tarafından mahkemeye verilip, işler sarpa sarınca ve hapis yatma tehlikesi baş gösterince “Huzurevi ideali” uçtu.. Şehit ve Gazilerimizin pak ve aziz hatıraları istismar edilerek, Ayvalık Halkının öz malı olan Koca bina Silahlı Kuvvetlerimize hediye (!) edildi. Aslında binayı toptan hediye etmek gerekmiyordu. 1 veya 2 katı bu amaca hizmet edebilirdi. Ancak, asıl gaye başkaydı. TSK da bu konuyu tam anlayamadan alet edilmiş oldu. Kendi tabiriyle, “Cesur Yürek” Tüfekçi bu yolla hapisten kurtulmuş oldu. Ama, yaşlılığımda bakılırım diye, tek evini “Huzurevi” yapılacak diye hibe eden insanların da evleri elden gitmiş oldu. “Cesur Yürek” birkaç yıl hapiste yatmayı göze alamadı.. Belki de asıl o zaman “Kahraman” olabilirdi. Ama gözü yemedi.. O binada insanların HAKKI varrrr… HAKKIIII… Bunu cümle alem biliyor ama, konuşmaya çekiniyorlar.. Ben söylerim.. Söylemezsem vebali var çünkü.. İki lafından biri “Yetim Hakkı” olan sevgili eski başkanımıza ithaf olunur. Bu sadece birisidir. Eğer isterseniz diğerlerini de yazabilirim. Aslında yazacak o kadar çok şey var ki.. Şimdilik burada kesiyorum.. Sevgili Sülo.. Sen de beklentilerini daha yüksek tut.. Kıytırık bir seçim asfaltının senin gözünü boyamasına izin verme.. Bu sana yetmemeli.. Unutma.. Ayvalık’a ilk defa Tüfekçi asfalt dökmüş değil.. Döktüğü asfaltların akibeti de meydanda.. Alt yapısının eskidiği, günün şartlarına yetmediği belli olan yollara bile bile dünya kadar masraf yapıp göz boyarsan sonu böyle olur işte.. Siz gençler, bizim umudumuz ve geleceğimizsiniz. Açın gözünüzü, uyandırın canınızı.. Sevgilerimle…
sevgili müjdat soylu ben de doğma büyüme ayvalıklı biriyim benim sülalem ayvalıklı . ayvalıkta kim ne yaptı kim ne yapmadı herkez çok iyi biliyor. ancak bazı kişilerin işine gelmiyor.herkez çıkar peşinde koşuyor.ahmet tüfekçinin peşinden gidenler en azından bunun için gitmiyorlar. söylermisin sende başkan adayı idin neden partin seçimlerde 90 derece dönerek seni ortada bırakıp şimdiki yönetimi destekledi ve görüyoruz ki şimdiki yönetimin neler yaptığını . hasan başkana gidip kırlangıç fabrikasını neden boşaltmadığını ve orayı neden değerlendirmediğini sorarmısınız…..
sayın müjdat soylu bey ahmet tüfekçi bugüne kadar ayvalığa galmiş en iyi başkandır.bugünki yönetim duvardan başka hiç bi şey yapmadı.nerde kırlangıç fabrikası neden boşaltılamıyo sordunuzmu herşeyde çıkar var.ahmet tüfekçı yetim hakkı yemez yetime bakar.siz ilk önce bu yönetimden hesap sorun yetim hakkını.
müjdat bey evet ayvalıka ilk defa ahmet tüfekçi asfalt yaptı bu kesin bir gerçek… yaşım yetiyor ve hatıryorum ondan önceki ayvalık yollarını… çocukken oynayacak bi parkımızın bile olmadan geçen çocukluğumuzu… bu birincisi ikincisi ise onun yaptığı asfaltın Türkiye’nin bir ucundan öbür ucuna kadar dökülecek kadar olduğunu da biliyorum o olmasaydı küçükköy gibi dandik yollara sahip olacağımızı da ayvalık a gelen bir yabancının küçükköy sınırlarına girdiğinde yollardaki çukurlardan anlayıp ayvalık belediyesinin hizmet alanından çıktığını anladığını ve bütün bunları Ahmet tüfekçinin yaptığını bir tek ben değil sağır sultan bile biliyor bi siz duymamış görmemişsiniz… en sevmeyeni bile tüfekçinin yaptığı yolları parkları inkar edemezken siz bu kadar at gözlüğü ile bakıyorsunuz ayvalık yollarını ahmet tüfekçi yapmıştır ve ondan önce ayvalık a yapılan doğru düzgün yol yoktur bu konudaki en kapsamlı çalışma onundur…. ilaçlamalar parklar su hepsini o çözmüştür tabi hata olmuştur olmaması elde değildir ama önemli olan bu hatayı minimum etmektir daha sonra tsk ya giden haktan bahsediyorsunuz ben sahsen bir yetim olarak tsk ya bu ayvalık birşey verebilmişse memnun olurum ki verdi de çok da memnunum ben oraya gittim lise öğrenimimin 3 yılı boyunca tiyatro grubunda bulundum ve bizzat orada şehit çocuklarının gazilerin sehit anne babalarının yüzlerine bir gülücük kondurmak için tiyatro oynadık sırf onlar biraz mutlu olsun diye ve onlar orada bulunmayı hakediyorlar…gelelim ayvalık halkının hakkının nerde yendiğine:o boğaz içi otelde bedavaya ağırlanan o eski azılı koministlerin eğlence sofralarında benim hakkım yeniyor orada kim ne amaçla o kişileri ağırlıyor bilmiyorum ama boğaz içi otelin o kişileri bedavaya ağırlamaktan dolayı zarar ettiğini ve bu zararın biz ayvalık halkı cebinden çıktığını çok iyi biliyorum…. rauf denktaş tesislerine çakılmayan bir çivi bile olmaması oranın öyle boş kalması da benim hakkımın yenmesidir orası ayvalığa hizmet için kullanılabilir neden bomboş duryor onun hesabını sorun da sonra o ayvalığı tanıtmak amacıyla gidilen ama yavalığa hiç bir katkısı olmayan boşu boşuna masraf edilen fuarlardan da hesap soruyorum evet tabikide fuarlar ayvalığı tanıtmak iyi ama ne katkısı olmuş ortdada çarçur edilen paralardan başka birşey yok o paralarda da ayvalık halkının hakkı var …. ve daha saymakla bitmeyecek niceleri… biz hakkımızın nerede yendiğini çok iyi biliyoruz hakkımızın yendiği yer asla ordumuzun şehidimizin ailesinin gazilerimizin gelip huzur aradığı yer değildir….belediyecilik te belediyeler halkı esenlik ve sağlık içinde yaşaması için ortak içtiyaçlar doğrultusunda hizmet verir ve bence suan ayvalıkta genel hizmetler dışında kültürel açıdan tek yanlı hizmet veriliyor ve sadece salt bir siyasi görüşe yönelik davranılıyor konu baya bi saptıbaşlığa bakarsakta anlaşılacak gelelim şu indirilme konusuna bu soruyu şu şekilde yanıtlıyorum tüfekçi devrilmedi ayvalıkdevrildi tüfekçinin seçimi nası kaybettiğini de çok iyi biliyoruz o ittifakı ve o akp chp anap mhp ittifakının mimarlarını da… eee ne demezsin çıkar dünyası bu arada belediye işcilerinin maaşlarını da ödeyemez duruma gelmiş kolay gele bunlardan sonra bu işi alana…
sevgili müjdat soylu senin ayvalık hakkındaki tek düşüncen yeşille kaplı olan egenin incisi güzel şehrimizi beton yığını haline getirmektir…”cesur yürek” buna dur deyince senin işlerin bozulunca ahmet tüfekçinin karşısında oluverdin….10 yılda kazanmadığınız parayı 4yıl içinde kazandınız bunu kimse inkar edemez.sen belediye başkanı olmaya adaydın daha iyi bilirsin bizlerden sosyal belediyenin görevlerini eğer o bilgilere sahipseniz tabi.yol yapmak park yapmak yetimi giydirmek fakire sadece ramazan ayında değil her ayda aş dağıtmak… bunlar böyle uzar gider.şunu kabul etmelisiniz o senin küçümsediğin asfaltı ayvalık belediyesi ahmet tüfekçi sayesinde kendi üretiyor koskoca asfalt şantiyesi ayvalıklınınıdır ahmet tüfekçiden hediye.. eğer bugün karayollarının ağız kokusunu çekmiyorsa ayvalıklı bu tüfekçi sayesindedir.gelelim o seçimlerde malzeme yaptığınız huzur evine eğer orada yetimin hakkı olmasaydı zaten çoktan yıkılır giderdi ama cesur yürek karşılarına çıktı ve tskya bağışladı… bu arada tsknın açılımını herkez gibi sende biliyorsundur heralde ben işte şuanda onun bir üyesiyim.ben türküm müjdat soylu orasıda ayvalık halkından gazi ve şehit ailelerine hediyedir… ama siz bunu hep problem yaptınız nedenini herkez biliyorda söyleyemiyor..nedeni şu; orasının açılışına midilli valisi yoktu bartelomus yoktu orada yunan bayrağı yoktu sadece ve sadece bizim şanlı al bayrağımız vardı bunlar olduğu için orasını içinize sindiremediniz… bence siz ayvalık halkının nekadar onurlu ve grurulu olduğunu bilmiyorsunuz sevgili müjadat soylu.. orada bugün elini kolunu gözlerini bu vatana feda etmiş binlerce insan gelip ayvalığın büyüleyici güzelliğinde tedavilerini oluyor acılarını biraz olsun dindiriyor ne mutlu ahmet tüfekçiye ne mutlu orasının inşaatında maddivemanevi emeği geçen ayvalıklıya..katılmayanlardanda allah razı olsun onlarda bizim ve ahmet tüfekçi sayesinde hayır dualarından nasibini alıyor..siz daha iiyi bilirsiniz ayvalık belediyesinin 14 yıl önceki halini telafonları kesik 2tane otobüsü var birtane iş makinası onunda tekerleği yok..cesur yürek böyle bir belediye aldı ve 10 yılda o belediyeyi ihya etti.. 10 yıl sonunuda iller bankasından para almadan bir çok ayvalıklının işine yarıyacak makinalarla donattı belediyenin bütçesini trilyonlara çıkardı ayvalığın tanıtımını yapmak için kapı kapı gezmedi paralar harcamadan ayvalığın reklamını yaptı bugün avrupa yakası kurşun yarasında vb dizilerde ”ayvalık” adı geçiyorsa bu tüfekçinin sayesindedir tüfekçi içine kapalı olan ayvalığı dışa açtı siz nekadar kabul etmesenizde bunu yaptı.. bugün ofisinizden kafanızı dışarı çıkartında esnafın halini sorun yunanlılar gelmiyor diyordunuzda şimdi geliyor sorun bakalım nekadar fark var arada kazançta azalma var çünkü tüfekçi zamanınıda ayvalığa gelen yunanlılar başı boş gezerdi her esnafa uğrardı şimdi balıkhanenin karşısında bir pastaneye oturuyorlar ordan kalkan gümrükte bir dericiye götürülüyor sonra bir restoranta yemek hadi gülegüle.tek ele geçmiş ayvalıkta turizim.. tüfekçi zamanında bu yoktu işte benim hasan başkana hiç bir sözüm yoktur oda bizim gibi ayvalıklıdır benim sözüm yıllarca dışarda yaşamış bitarafları deniğzi ayvalıkta görmüş burası nekadar güzel deyip yerleşen devşirmeleredir..ayvalığı pis oyunlarınıza alet etmeyin ayvalıklıyı birbirine düşürmeyin kütüpane adı altında kilise açanlara sesleniyorum oyunlarınız birgün mutlaka son bulacaktır.. sevgili müjdat soylu bir yazında demişsin zaten 40 kişiyiz birbirimizi tanırız o eskidedendi sen aliçetinkaya otobüsüne kaç yıldır binmiyorsun veya alibey vapurlarına şimdi sana soruyorum kaç kişiye selam veriyorsun harbi ayvalıklı olup seni beni tanıyan kaç kişi kaldı işte tüfekçi bunları engellemek istedi ama siz izin vermediniz..bir 15_20 yıl sonra azınlık durumunda olucağız kendi memleketimizde bunları görün artık işinize geliyorsa.. sadece ben görüşlerimi yazdım amacım kimseyi kırmak inciltmek değildi ama ahmet tüfekçi ayvalığa ne yaptı sorusunu kabul etmiyorum bun tatrtışılmaz bir gerçek ihyaa etti ayvalığı yaşancak hoş bir şehire cevirdi kısacası tam anlamıyla bir sosyal belediye yaptı..bunları görmenizi isterim şunuda unutmayın ki sevgili müjdat soylu o depoya kaldırılmış kuru sıkı TÜFEK birgün ‘’sandık”tan muhakkak geri çıkartılır!!!!!! SEVGİLERİMLE ÇAĞRI
arkadaşlar hepinizin dediklerinde doğruluk payı var fakat eleştrilerimizde biraz daha saygılı olmamız gerektiğini düşünüyorum.Sayın Ahmet Tüfekçinin Ayvalık için yaptıklarını tabiki inkar edemeyiz fakat bunun yanında yaptığı yanlışları da fanatizmi bir kenara bırakarak görmemiz gerekir.Eğer şu an Ayvalıkta Ahmet Tüfekçi karşısında ittifak yapan bu kadar çok insan varsa,bu insanların da kendilerine göre haklı sebepleri olduğunu bilmemiz gerekir.Bir şehrin doğal güzelliklerini korumak orada yapılan inşaatları durdurarak ya da zorluk çıkartarak mümkün değildir,evet bu davranış kısa vadede çözüm olarak görülebilir ama daha sonraki senelerde artan nüfusumuzla birlikte konut ihtiyacı da doğmayacakmıdır.Bunları göz önünde bulundurarak Ayvalıkın geleceğini düşünen birisinin herşeyi yasaklara bağlamak yerine muntazam bir şehir planı yaptırarak Ayvalıkın betonlaşmasını bu şekilde engellemesi gerekmektedir.Sayın Ahmet Tüfekçinin yaptığı en büyük yanlışlardan biriside budur , işin uzmanlarından yardım almak yerine birçok konuyu kendi bildiği doğrultu da yürütmüş ve bunun sonucunda da başta Ayvalık Mimar ve Mühendislerinin tepkisini toplamıştır.Tabi ki bu tepki gösterenlerin içinde betonlaşmadan çıkar sağlamaya alışmış kişiler vardır ama bunun yanında ciddi olarak sadece Ayvalığımız ve onun geleceği için kaygı duyanlarda bulunmaktadır ki bu kişilerin başında da şahsi görüşüm olarak Sayın Müjdat Soylu bulunmaktadır.Ben tanıdığım kadarıyla Sayın Müjdat Soylunun Ayvalık tarihine , Ayvalık sokaklarına,evlerine ve doğasına gerçekten aşık bir insan olduğunu düşünüyorum ve bu nokta da kendisi için söylenen ‘ Ayvalıkı beton yığını haline dönüştürecek’ fikrine şiddetle karşı çıkıyorum.Bu fikrime de dayanak olarak ‘google’ arama motoruna Müjdat Soylu yazdığınız zaman çıkacak Ayvalıkla ilgili çalışmaları araştırmanızı ve bundan sonraki eleştrilerinizi yaparken de eleştirdiğiniz kişinin içinde gerçekten Ayvalık sevgisi olduğunu görmenizi isterim. Saygılarımla…(Ayrıca Ayvalıkımız için yapıcı eleştrilerde bulunan tüm arkadaşlarımıza da teşekkür ederim)
ahmet kardeşim ben saygı sınırlarını sahsen aştıığımı düşünmüyorum. ve asıl saygısızlığın şu sözlerde olduğuna inanıyorum“Şimdi siz, namlusu çatlak, kuru sıkı tüfeğin depoya kaldırılışı’ sözünde olduğuna inanıyorum yazıları baştan sona okuyan herkez bunu görür. senin de dediğin gibi işte fanatizim: tüfekçi gibi fanatizm seviyesinde sevilen birine bu saygısızlığı yapan adama saygı duyulmaz ama sahsen ben duydum ve saygılı ve seviyeli eleştirilerimi yaptım her yazımda da belirttim herkezin hatası vardır önemli olan en az hatayla en ii hizmeti yapabilmektir bunu da tüfekçi yaptı die…. ayrıca ben sen veya burdaki diğer insanlar saygı sınırlarını aşabilir ama müjdat soylu gibi belediye başkanlığına oynamış biri dünyaları ben yarattım edasıyla herşeyi ben bilirim havasında,… hizmet etmiş bir insana hizmetlerini inkar ederek, namlusu çatlak vb. ağır söler söyleyerek konusamaz çünkü o yönetici rolünü üstlenmeye kalkmış ağır efendi ve saygılı olması gereken insanları aşağı görmeden derdini anlatması gereken biz inanmasak bile inandırana kadar efendice konuşması gereken o…………………………… ki o da bunu ahmet tüfekçinin adının geçtiği değer sayfada geri adım olsada yaptı onun yerinde olsam ahmet tüfekçi yi burda bukadar seven insan varken şu sözümü geri alırım “namlusu çatlak, kuru sıkı tüfeğin’ sözünü yani fikirlerinden vazgeçmeyebilir ama bu sözünü geri almak zorundadır bu söz müjdat soylunu karakterini ifade etmez onun terbiyesine bir ayvalık delikanlısına uymaz bir hırsla söyşenmiş bu söz müjdat beyin silahının namlusunu kendisine çevirmiştir ve en çok ona zarar vermektedir… bir diğer önerimde madem müjdat bey ayvalık sokaklarına hayran o sokakları öldüren binalar varya hani o sıfıraltının ordaki denizin dibine konumuş gökdelen binalar hani ayvalığın içininin denizle ilişkisini kesen ayvalığın doğasını bozan binalar işte o binaları yapan sözde sosyal demokratları ayvalık katillerini de eleştirsin hep beraber el ele ona destek olalım….
Selamlar hepinize..
Ne gariptir ki, ismini Yunanca bir kelimeden (Kidonya.com) seçmiş olan bu sitenin aslında Ayvalık’ı canı kadar sevdiğinden emin olduğum (burada ironi yok.. samimiyim..) değerli blog yazarı arkadaşlarım.. Bu sayfadaki 13 ve bu yazdığımla birlikte 14 olan yazışma ile, sanırım sitenin en hararetli ve en çok rating alan bölümü olmaya aday olmaktayız.. Bu durumdan en çok hoşnut olan da sevgili baş yazarımız Hasan Cengiz YAZAR bey olmalı herhalde :) Geçen gün başımdan geçen enteresan bir olayı nakletmek istiyorum.. Kendisi ile önceden tanıştığım ve gerçekten de sempati beslediğim, eski bir arkadaşım bildiğim bir kişi, ben yolumda yürürken kendisini görüp, gülümseyerek selam vermeye kalkmamla birlikte, hiç beklemediğim bir şekilde aniden bana parlayarak, “Senin benim oğlumla ne alıp veremediğin var?? internette hakaretler yağdırıyormuşsun.. bak ayağını denk al..” şeklinde ifadelerde bulununca gerçekten çok şaşırdım.
“Kim?? Ne diyorsun?? senin oğlun kim??” diye sorunca, Oğlunun adını vererek ve askerlik yaptığını söyleyerek, onunla uğraşmamamı tekrar ihtar etti. Ben de kendisine, yazdıklarımın tümünün burada olduğunu, kendisinin bizzat okuyup okumadığını sordum.. Tabii ki kendisi okumamış.. Bu beni hiç şaşırtmadı.. Ve ben yine üzüldüm.. Niye mi? Anlatayım.. Bu bizim geleneksel zaafımızdır.. Okumaya itibar etmez, duyduklarımıza itibar ederiz.. Kendi fikrimizi değil başkalarının fikrini önemseriz.. Ne yazık ki bu böyledir.. Acı ama gerçek.. Elbette içimizde bu tanıma uymayan birçok kişi var ama, çoğunluk ne yazık ki böyle.. Tabii durum böyle olunca, bu zaafımız bütün işlerimize ve hayatımıza da yansır.. Görmezlikten gelemeyiz.. iğneyi kendimize batırmanın zamanı geldi de geçiyor bile.. Ön yargı da cabası.. işin komik tarafı neydi biliyormusunuz?? bu sayfadaki 13, (bununla 14) adet yazıda o kişinin oğlunun ilk ve tek olan yazısından sonra ben tek bir satır bile yazmamışım..Yani, babası bana sataşırken benim oğlunun varlığından bile haberim yok o esnada.. Güler misin??, ağlar mısın?? Yukarıda, Çağrı kardeşimizin benim hakkımda düşündüklerine bir bakarmısınız lütfen.. Daha ilk satırlarını okumak bile yeterli önyargının en derin, dipsiz uçurumlarına ne denli yuvarlandığını anlamaya.. Beni neyle itham ettiğine bir bakarmısınız.. Beni nasıl oluyor da bu kadar yanlış tanıyor? (Daha doğrusu hiç mi hiç tanımıyor.. Tanımamakla kalsa iyi.. Kafasındaki tüm vesvese ve evhamları bana yamamaya çalışıyor..) Anlamak mümkün değil.. Hükmünü vermiş, kalemini de kırmış bile.. Anladığım kadarı ile, tek suçum Mimar olmak herhalde.. Okuyan da elimde testere önüme gelen her ağacı kesip, yerine beton diktiğimi sanacak.. Ben bu kardeşime şimdi nasıl anlatacağım gerçekleri?? O, inanmak istediğine inanmış veya dolduruşa getirilmiş herhalde.. Kısacası bu sayfa oldukça şenlikli olmaya başladı..
Dikkatinizi çekti mi? Neden bu sayfada sadece benim adım ve soyadım TAM olarak yer alıyor??
Neden?? Cevabınız var mı?? Deşifre olmak sizi korkutuyor mu??(Aman.. Kızmayın canım.. Sadece masum bir soru :) Yoksa, yoksa.. asıl “Cesur Yürek” benmiyim?? Hıı? Ne dersiniz??
Gelelim asıl konuya.. Anladım ki bu sayfada (kendisinden çok) Ahmet Tüfekçi’yi sevenler çoğunlukta.. Ne mutlu Tüfekçi’ye ki, kendisini size bu kadar sevdirmiş.. Size garip gelebilir ama,
Ben de bir zamanlar sevmiştim onu.. Oy bile verdim ve de verdirdim.. 10 yıl boyunca onun başkanlığı sürecinde Belediye ile iş ilişkilerim oldu.. Yaptığım projeleri onayladı, ruhsatlar verdi..
Siz beni doğuştan bu yana ona karşıt mı sanıyordunuz?? Tüfekçi’yi sevebilirsiniz.. Hiç bir sözüm yoktur.. Amma iddia ederim ki, hiç biriniz onunla benim kadar istişare etmediniz ve iş yapmadınız..
O, sadece size bir idol oldu.. Oysa gerçekler bambaşka.. Size sayfalar dolusu yazabilirim.. Sabahlara kadar anlatabilirim.. Asfalt filan hikaye, siz gençler kendinizi bildiniz onu gördünüz.. Eminim birçoğunuz Muhip Özyiğit’i, Şevket Osman Karaca’yı, Avni Baskın’ı, Faruk Saylam’ı, Turan Tuncer’i, ve hizmet etmiş daha nicelerini bilmezsiniz.. Üstelik ne zor şartlarda.. Hepsinin bu kente
vurduğu izler var.. Karınca kararınca.. “Tüfekçi gelmiş geçmiş en iyi başkandır” diyorsunuz.. “Asfalt şantiyesi, Huzurevi (olmayan:) ve diğerleri onun hediyesidir” diyorsunuz.. Hangi paralarla yapıldı?? Ayvalık halkının ve de (en traji komik olanıyla) yeri geldiğinde yerin dibine batırdığınız, işinize geldiğinde de “Armutçuk’taki şu bizim arsaya bi inşaat yapıver de üç beş dairemiz olsun” diye peşinden koştuğumuz Müteahhitlerden alınan ruhsat haraçları (pardon.. harçları diyecektim) ile yapıldı değil mi?? Hiştt.. susmayın cevap verin.. O halde bu mantıkla gidersek, kim daha fazla
para toplarsa o daha iyi başkan mı olacak yani?? Yazık..
Şimdilik bu kadar.. “Çatlak ve Kurusıkı” konusuna da sonraki yazımda değineceğim..
Sevgilerimle..
Peki ne oldu da yaklaşık 9 yıl boyunca kendisine “Başkanım” deyip, saygıda kusur etmeyen ben, bir anda kendisine karşıt oldum.? Merak ediyormusunuz?? Yoksa sizi hiiiiç enterese etmiyor mu??
Bilmediğiniz o kadar şey var ki…. Müsaade ederseniz bunu burada yazmayayım.. Merak eden buyursun beni bulsun anlatayım.. Malum ben sizi bulamıyorum:)) Hangi Ali? Hangi Sülo? Hangi Erdal? Hangi Ahmet D.? Hangi Kerim? Hem tanışmış oluruz.. Bir acı kahvemi de reddetmezsiniz artık.. Belki fikriniz değişir.. Ne dersiniz?? Hemen belirteyim ki, bu olay şahitli olup, yaklaşık 50 kişinin önünde zuhur etmiştir. Tanıklar yaşamaktadırlar.. Bana inanmıyorsanız onlara sorabilirsiniz..
Çağrı kardeşimin zannettiği gibi, “Tüfekçi Betonlaşmaya Hayır” dedi de biz işsiz kaldık değil.. Asıl biz onun zamanında para kazandık.. Betonlaşmanın ne olduğunu benden iyi mi bileceksin sen Çağrı çocuk.. Betonlaşmanın en fecisi Tüfekçi zamanında Ayvalık’ın en tepesine yapıldı.. (Aaaa.. pardon pardon.. O sayılmaz.. O başka değil mi???) Yok öyle yağma.. Eğer bir gün, “Müspet ilmin ışığını gerçekten rehber eder, inanırsak, işimize geleni değil, adaletle ve şaşmaz bir kararlılıkla doğruyu
yapmaktan kimse bizi alıkoyamazsa” ancak o gün düze çıkabiliriz.. Hiç kimse Huzurevi yapılmasına karşı olmadı.. Hiç kimse de Aziz Şehitlerimizin, Gazilerimizin ailelerine Rehabilitasyon hizmeti verilmesin demedi.. (Hemen Hamaset yapmayalım..) Askerliğin ne demek olduğunu bilirim.. Ben nöbet tutarken muhtemelen sen daha doğmamıştın.. Çağrı kardeş.. ses ver.. Yukarıda yazdıklarını bir de şimdi gözden geçir.. Ayvalık, tarihinde hiç olmadığı kadar Tüfekçi zamanında “BETONLAŞTI” size İSPAT EDERİM.. Yazarken azıcık düşünün.. yazının sonu nereye varacak diye.. Siz ne biliyorsunuz?? Sizi kimler dolduruyor?? Ayvalık’ın İmar Planları Tüfekçi zamanında çizdirildi ve onaylandı.. Ne haber?? Yoksa, Ali Güreli’nin Anıtlar Kurulu ile mahkemelik olduğunu da mı hatırlamıyorsunuz?? Siz benim Ayvalık Postası gazetesinde yazdıklarımı, bu konuda ne kadar feryat ettiğimi de okumamışsınızdır.. Tabii canım.. Niye okuyasınız ki?.. Birileri size (istediği şekilde) anlatıverir nasıl olsa.. Tüfekçi, “ben bir karış yeri imar’a açmadım” diye övünüp durur.. Sanki istese açabilecekmiş gibi.. Hemen tamamı SİT kapsamına giren Ayvalık’ta yeni imar alanları açmak çok zordur.. Tüfekçi işbaşına geldiğinde zaten yeteri kadar imar alanı vardı.. Yeni alan açmaya ihtiyaç yoktu.. Tüfekçi bu şansını kendi lehine propaganda malzemesi olarak kullanmaktan çekinmedi. Ayrıca, Armutçuk’a, 150 Evler’e küfür etmeyin.. O alanların açılması nedeniyledir ki, Ayvalık Merkez ve Cunda’nın orijinal karakteri (nispeten) korunabildi.. Aksini düşünebiliyormusunuz?? Yani, Armutçuk ve 150 Evler (O da, 1950′li yıllarda, Deprem konutları olarak imar’a açılan) Ayvalık’ın kurtuluşu için kendilerini adeta feda ettiler.. Bir çoğumuzun orada kira veya maliki olduğumuz “Sıcak Yuva”larımız var.. Yoksa da bir gün olur inşaallah.. Bu işler o kadar da basit değil.. Görüneni herkes görür.. Maharet görünmeyeni de görmekte..
SÜLO kardeşim, seni temin ederim ki, benim Ahmet Tüfekçi’ye burada söylediklerim sebepsiz değil.. Ben onun söylediklerinin yüzde birini bile söylemedim.. Söylediklerimin de sonuna kadar arkasındayım.. Sen onu seviyor olabilirsin.. Ben sana değil ona söyledim.. Bırak hesabını o benden sorsun.. Sen kendini hiç mi hiç üzme.. Amaaaa… haksızsam, evet, haksızsam hiç çekinmem..
derhal, hiç tereddüt etmeden özür de dilerim, af da dilerim.. Hiç yüksünmem.. Ama önce o benden özür dileyecek.. Ondan sonra.. Ben bu yalan dünyadan hiç ama hiç kimseye küs ayrılmak istemem..
Bunun önemini bilecek kadar bilincim ve inancım var çok şükür.. Ayvalık daha Tüfekçi yok iken de var idi, ondan sonra da var olmaya devam edecek.. Her zaman Ayvalık’ı sevenler olacak.. Ayvalık taştan, betondan bir yığındır.. Ayvalık’lılarla Ayvalık, Ayvalık olur.. Ayvalık biziz.. Kim Ayvalık’a sahip çıkarsa gerçek Ayvalık’lı odur.. Ayvalık’ın “Bani”si bir tek kişi olmadığı gibi, bir tek kişi de “Hami”si olamaz..(Bu söz bana ait olup, çözemediysen açıklayabilirim..)
Azıcık “Çatlak” olduğu Tüfekçi’nin kendi ifadesidir.. Sen kendini üzme.. (Böyle yapmazsa, yani zart zurt kabilinden.. Başkanlığı layıkıyle yapamayacağını, çalışanların bundan anladığını ifade etmişlerdi kendileri..) Eh.. o kendisi söylerse el hak doğrudur.:) “Kurusıkı” olduğu konusuna gelince, birkaç gözüpek yiğit ile birlikte, Ezan okumak ve Bayrak dikmek için komşu bir adaya gitmekten bahseden de kendisidir. Bu, sahibi olduğum kulaklarımca işitilmiş bir sözdür.. Üstelik bu, sıradan bir kişinin ifadesi değil, Kendisi, Ayvalık Belediye Başkanı iken söylediği bir sözdür.. içinden geçirse bile alenen söyleyemez.. Şükür ki o esnada çevrede bir gazeteci yoktu.. Neden Tüfekçi dağa taşa hep “Ne Mutlu Türküm Diyene” yazdı da, bir kez olsun “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” diye yazmadı?? Yoksa bu söz Atatürk’e ait değil miydi?? Eh.. buna ne dersin?? Doğruyu söylediğim halde yine bana kızmakta devam mı edeceksin.?? Ne yapayım?? Dokuz köyden kovulunca, gidecek bir Onuncu köy bulurum umarım.. Umarım orada aklına, bilgisine, sağduyusuna sahip önyargısız, özgüveni olan, göz boyayanlara itibar etmeyen insanlar vardır..
Benim gerçekten de Allah’tan başka kimseden korkum yok.. Ucu bana dönen namludan da korkum yok.. Korkunun da ecele faydası yok.. Nedeni tam olarak açıklanamayan bir şekilde sizleri sevdim..
Belki sizi değil de, inancınızı, damarlarınızda akan deli kanı, gençliğinizin ateşini, enerjinizi, hırsınızı, deli dolu tavrınızı ne bileyim işte.. Sabahın bu saatinde bunca cevabı belki de bunun için yazdım.. Ne yazdığımı kendisi okumadan, yolumda bana sataşan eski arkadaşımın hakkı var da benim olmasın mı yani?? Hepsi olmasa da, yaşadıklarımın küçük bir kısmını sizlere anlattım.. Son olarak şunu belirteyim ki, bu konuda bir daha yazmayacağım.. Taa ki, sizinle yüz yüze tanışıp konuşana veya siz Soyadlarınızı da yazana kadar..
Son Not: Sevgili Ahmet D. Seni unutmadım.. Objektif bakışın için seni kutlarım..
Herşey gönlünüzce olsun..
sayın müjdat soylu…………..
öncelikle geçenlerde yaşanan tatsız olay yüzünden senden özür dilerim birileri arkadaşın olan babama olayları yanlış aksettirmiş ve o üzücü olay gerçekleşmiştir tekrar tekrar özür dilerim sende anlayışla karşılarsan sevinirim….. buarada bizim kimseye namlu döndürmeye niyetimiz yok sen bizi naptın güzel kardeşim yaaa bizim işimiz kalemledir savaş baltaları çoktan gömüldü hayır gözaltına alınmaktan korkmasan yakında hepimizi ”ergenekoncu” ilan ediceksin:)) seni heyacanlandırğımız belli bizlere önem verdiğinde belli yoksa gecenin 4:00′de kim kime cevap yazar bu devirde…gelelim yazındaki bazı kesitlere olayları çok çarpıtmışsın ve hatta hızını alamayıp bel altı çalışmışsın sevgili müjadat soylu biz kimsenin dolmuşuna binmeyiz sevgili abicim siz zamanında ABD emperyalizimin kışkırttığı olaylarda dolmuşun önlerinde olan bir jenerasyonsunuz….benim tabularımda yok ben kimseden feyiz almam kendimi okuyarak geliştirdim buzamana kadar ama idollerim var istersen sıralaya bilirim ATATÜRK,BAŞBUĞ ALPASLAN TÜRKEŞ, RAUF DENKTAŞ VE TABİKİ AHMET TÜFEKÇİ….bunalrın hepsibenimkabul ettiğim doğruları uygulayan insanlardır… hani çoçuk dediğin insanlar gün gelir büyür ayvalık yönetir unutma ki sende birzamanlar çoçuktun…madem kimseden korkun yok açıklama yapmaya hazırlan sorularımı cvapla 1.sen gerçekten ayvalık’ı yönetmek içinmi aday oldun yoksa tüfekçinin önüne set koyup oyları dağıtmak içinmi 2.anavatan partisinin ayvalıktaki önde gelenleri neden miting döneminin sonuna doğru tüfekçinin yanında olmuşlardır ne konuşulduda bu onlara ters geldi… 3. son mitinginden önce yaptığın toplantıda kimler vardı(parti parti isim isim açıkla) ve ne konuşuldu………. eğer bunları açıklayıcak yüreğin varsa ozaman sana cesur yürekderim… sen olaylrı çarptırıyorsun herzamanki gibi o tüfekçinin ağzındançıktığın ıiddaa ettiğin sözcüklerin doğrusunu sana hatırlatayım yaşının sana vermiş olduğu olgunlukla unuttun heralde: bir bahar günüydü bartelehomus denicek adam ayvalıkta ziyaretlerde bulunuyordu senin içinde olmuş olduğun kareden biri tüfekçiye dönerek latife olsun diye neden karşılamaya gitmiyorsun demişti büyük başkanda: –nezaman bende yanımdaki adamlarımla beraber midilli adasında bir türk camisinde kendi bayrağım altında kendi imamımla namaz kılar duıa edersem onu karşılarım demişti… olayın gerçeği budur sen herzamanki gibi kendi işine yarayanları almışsın o cümlelerden. nekadar bartelehomusun ayvalığa gelip ayin yapması size göre hakkıysa bizimde midilliye gidip namaz kılmak okadar hakkımızdır…..gelelim ne mutlu türküm lafından alınmana müjdat soylu rengini açık açık belli et…..ben türküm ve bu lafı her duyduğumda içimdeki kanın nekadar asil ve değerli olduğunu hatırlıyorum….seni neden bukadar rahatsız ediyor bu söz!!!! benimde kimseden korkum yok allahın verdiği canı allah alır BİZ YANLIIZ ALLAH ÖNÜNDE BOYUN EĞERİZ!!!!sen sorduğumsorulara cevap ver bana yeter ama bel altı çalışmadan işin yanlız benle olsun ailemle değil senle oturup herzaman heryerde ayvalık hakkında konuşmak isterim elimdeki belgelri görünce sen bile şaşıracaksın….bizimde ayvalık hakkında projelerimiz var oturup bunları konuşuruz birgün belki neden olmasın ahmet d. ye gelince kendisi sınıf arkadaşımdır lisedeki özelliğinden hiç birşey değişmemmiş herzamanki gibi muhalf………….:))) ama müjdat soylu şu sözü hiç bir zaman unutma kedi uzanamadığı ciğere mundar dermiş seninkide o hesap ayvalıkta hala tüfekçinin arkasında binlerce kişi yürüyor ve onun için herşeyini vermeye hazır bu millet ona inanmış güvenmiş ama sen sadece burda sülo ve benle oturup bu konuları konuşuyorsun çünküsenin arkanda binler yok olmadı ve hiçbirzamanda olmuycakta…. sevgilerimle çağrı işten NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE…..!!!
NOT:soyadımı cevap yazman için yazmadım korkmadığımı belli etmek için yazdım bizim kimseden gizlimiz saklımız yok bizi bilen bilir sevgili abicim müjdat soylu k.i.b allaha emanet……………
sayın müjdat o adamın çocukları dediği biziz burda yazı yazanlardır çağrıda bizim kardeşimiz çetinde bababmız.herkez seçimleri nasıl kazandoğınzı biliyor.sizin b sefer sitenizin adında hayır yok yunanca yazılmış.önce onu güzeltin biz her zanman sizin karşınıza çıkmaya hazırız.ordan atıp tutmakla olmuyo tamammı.senin ağzına tüfekçi kelimesi bile yakışmıyo.uğraşma bizimle
sevgili müjdat soylu……………
öncelikle gecen yaşanan tatsız olay yüzünden senden özür dilerim….tamamen benim dışımda gelişen ve 3.kişlerin olayı yanlış aksetmesinden kaynaklandı tekrar tekrar özür dilerim…..ama
yazılarını şöyle bir okudumda agresifliğinin sebebbini çözemedim..herkese karşı bir agresifsin sevgili hasan cengiz yazar abimize bile kötü kelimeler kullandın aslında bunun nedeni galiba senin tüfekçiyi çekemen ola bilirmi…acaba aklında hep şu sorularmı var neden onun arkasından binler yürüyorda benim arkamda yok???? ayrıca namlu döndürseler falan demişsin bizim silahla işimiz olmaz müjdat soylu hayır gözaltına alınmaktan korkmasan tüfekçi ve yandaşlarını ”ergenekoncu” ilan ediceksin:))) yok böle bişey senle her platformda herzaman konuşmaya hazırım çünkü benimde burda yazamadığım birçok şey var elimde bir dünya belge var ve hatta ayvalık için hazırlanmış projeler bunları oturup konuşuruz… amam sen önce sorucağım sorulara cvap verirsen sevinirim… sen gerçekten ayvalık yönetmek içinmi aday oldun yoksa sadece tüfekçinin önüne set koyup oyları dağıtmak içinmi…. mitingler başlamadan çiftlik evinde yaptığınız gizli görüşmeleri anlatırmısın…. son mitingden önce neden ayvalık anavatan partisinin önde gelen simaları neden tüfekçi saflarına geçti… onları davalarından döndüren oolay neydiii… bunları açıklayabilirsen sana ozaman ”cesuryürek” derim. şunu hep sölerim liderlik doğuştan kazanılan birsıfattır sonradan eklenmez insana sen işte bu sıfatı sonradan almak isteyenlerden fakat beceremeyenlerdensin…. şunu unutma sevgili soylu kedi herzaman ulaşamadığı ciğere mundar der seninkide o hesaptır…olayları çarpıtmakta üstüne yok laf salatasını çok seviyorsun o anlatmış olduğun tüfekçiyle ilgili olay öle değildir sen konuşulan o cümlelerden işine yarayanları seçip almışsın onun gerçeği ve aslı şudur: misyoner barteholomus gene ayvalıkta birtakım ziyaretlerde bulunuyordu o senin içinde bulunan bir abimiz espiri mahiyetinde başkan sen neden karşılamadın papzı dedi. başkada cevap olarak :–nezamanki ben ve sizler midilliye gider türk bayrağı altında camide cuma günü kendi imamımla bir namaz kılmama izin veririler ben ozaman bu herifi karşılarım demişti….olayın gerçeği budur bunun kötü yanı yada barbarlıkla bir alakası varmıdır soruyorum sana…. onlar buraya gelicek sizler onarı karşılayacaksınız ayin yapmalarına gözyumucaksınız ama bizim oraya gidip cuma namazı kılmamıza karşı çıkacaksınız yok böle bir mantık….. bide şu ”ne mutlu türküm diyene” bu lafa herkez son zamanlarda çok takmış durumda ülkemizde ben bu sozu herzaman göğüsümü gererek bağıra bağıra sölücem çünkü bu söz benim damarlarımda gezen kanın nekedar asil ve değerli olduğunu anlamamı sağlıyor sizi bilmem!!!! NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE……….!!!!!!!!!!
NOT:soyadımı yazmamın sebebi senin bana cevap verme isteğini kabartmak değil bütün herkeze korkmadığımı göstermektir…eğer cevap verceksen lütfen bel altı çalışmassan sevinirim işin yanlız benle olsun ailemle değil… senin çoçuk diye tabir ettiğin bendeniz size yeterim hadi allaha emanet….. EY TÜRK TİTRE VE KENDİNE GELL:))))
Sevgili Çağrı,
Bilirim, genellikle bu tür nahoş olaylar yanlış anlaşılmadan ötürü ortaya çıkarlar. Bu konuda senin bir kusurun olmadığını zaten tahmin etmiştim. Bu yüzden de dikkat edersen sen dahil kimseyi suçlamadım. Sadece tüm yalınlığı ile olayı anlattım. Eleştirdiğim diyebileceğim tek nokta babanın konuyu kendisi de araştırmadan yargıya varmış olmasıydı. Hepsi bu.. Senin kusurun olmasa da özür dilemen büyük incelik.. Teşekkür ederim.. Olur böyle şeyler..
Önceki yazımda bu konuda yazmayacağımı belirtmiştim.. Ama özür dilemen sonucunda yazmamak kabalık olur diye düşündüm..
Her iki yazını da tekrar tekrar okuyarak değerlenirdim.. Maalesef yine şunu gördüm ki, en kötüsü yanlış anlaşılmak.. Ne yazık ki beni yeterince iyi anladığını sanmıyorum..
Yazı ile iletişim kurmanın bazı sorunları var.
Jest, mimik, vurgu ve tonlama yapılamıyor.. Anlatılmak istenilen karşı tarafça tam olarak anlaşılamayabiliyor.. Örneğin, senin yazındaki “neredeyse bizi Ergenokoncu ilan edeceksin..” cümlendeki espriyi ben anladım ama, sen benim Hasan Cengiz Yazar için yazdığım, “bu durumdan en çok hoşnut olan kişi” esprisini anlamayıp “kötü kelimeler” kullandığımı zannettin.. Bu durumda birbirimizi sağlıklı olarak nasıl anlayacağız?? Hasan Cengiz Beye bir sor bakalım.. Senin anladığını mı anlamış??
Yazıları tam okumadığını sanıyorum. Çünkü, “bana çevrili namludan da korkmam” sözüm, mecazi anlamda olup, Sülo kardeşin 13 nolu yazısındaki mecazi ifadeye cevaptır. İşte gerilim bu gibi küçük şeylerden başlıyor.
Sana yönelttiğim “Çocuk” sözcüğü küçümsemek anlamında değildir.
Elbette yarın büyüyeceksin, elbette yarın sen yöneteceksin. Elbette ben de bir zamanlar çocuktum.. Ama büyük bir farkla, en az 30 yıl farkla.. Sanma ki sen de benim yaşıma geldiğinde (ki, inşallah) bu günkü halinle kalacaksın.. Çok değişeceksin.. Ben “çocuk” sözcüğünü “toyluk, tecrübesizlik” anlamında söyledim ki, gerçekten de öyledir.. Okuyup kendini geliştirmeni takdirle karşılarım ama inan ki ne kadar okusan da bu 30 yılın tecrübesini salt okuyarak elde edemezsin. Mutlaka yaşaman gerek.. Bir anlamda beni iyi anlayamayıp, (delikanlılığın gereği) hemen kızgınlığa kapılıp, benim tecrübemi bu kez sen “küçümsemiş” oldun..
Yukarıdaki yazdıklarımın hepsi gerçektir. Hiç bir çarpıtma yoktur. Hele hiç “Bel altı” vurmadım. Gerek de duymam.. Agresiflik konusuna gelince,… Bu konuda eline su dökemeyeceğim birisi var.. Bunu hepimiz biliyoruz:)) O yapınca mübah, ben yapınca ayıp oluyorsa o zaman da çelişkiye düşmüş olmaz mıyız?
Kabul et ki, yukarıdaki yazılarında agresiflikte sen benden bir boy ilerdesin:) Haksız ithamların ve ön yargıların hala var.. Hangi birini anlatayım ki? Hep aynı hataları yapıyorsun.. Örneğin, Ben ABD Emperyalizminin dolmuşuna en ön sırada binerken, sen de yanımda mıydın?? Sahi? nereden biliyorsun?? O zaman hangi zamandı ve sen kaç yaşındaydın? diye sorsam ne diyeceksin??
Sevgili Çağrı.. Yapma… işte anlatmak istediğim bu.. Bilmemek ayıp değil.. Merak ettiğin tüm sorulara içtenlikle cevap vermezsem o zaman ne istersen söyle.. Ama, bilmediğin konularda başkasının söylediklerine hemen inanma.. Gerçeği, doğruyu ve güzeli hiçbir zahmet çekmeden elde edemezsin..
Sen beni Yunan dostu filan mı sanıyorsun? Midilli’deki bir camide
namaz kılmak istemediğimi mi sanıyorsun? Ama bunu Tüfekçi’nin yöntemi ile asla elde edemeyiz.. Akıllı olmak gerek. Müteyakkız olmak gerek.. Atatürk’ün İstiklal Harbimizin hemen akabinde düşmanı olan Venizelos’a neden dostluk eli uzattığını hiç düşündün mü? Ya da, Midilli’nin neden Misak-ı Milli sınırları içinde olmadığını??
Nasıl ki, Kur’an dan bir tek ayeti bile çıkaramazsak, Atatürk’ün izinde de bu durum böyledir. işimize gelen sözünü alıp, gelmeyeni yok sayamayız.. “Ne Mutlu Türküm Diyene” konusunda bunu kastetmiştim.. Yazı halen yukarıda..
Sevgili Çağrı.. “Ne Mutlu Türküm Diyene” konusunda yine beni iyi anlayamamış, kusura bakma konuyu sen çarpıtmışsın..
Merak ettiğim bir konu daha var?? Hangimizin Kanının “DAHA ASİL” olduğu nasıl anlaşılır. Bi açıklasan da anlasam..
Dedim ya, yüzyüze gelmeden birbirimizi tam olarak anlayamayacağız galiba..
Ben de bi Slogan atarak bitireyim müsaadenle senden özendim şimdi:)))
“TÜRK, ÖĞÜN, ÇALIŞ, GÜVEN”
Sevgiler..
Ayvalığın efsanevi belediye başkanıdır Ahmet tüfekçi, Ayvalık şu zamana kadar doğal güzelliğini korumuşsa onun sayesindedir. Ayvalık belediyesi tarihinde sadece onun zamanında kara geçmiştir. bal tutup parmağını yalayamayan, helal sütü emmiş, vatanını milletini seven duygularının samimiyetine inandığım bir insandır.Şuanki belediye başkanı, Ahmet tüfekçinin gözünden sakındığı tabiat güzellikleri satmanın uğraşındadır….
müjdat soylu bey çok fazla politika yapıyorsunuz iyi bir politikacısınız yazılarımdan istediğiniz kısmı alıp cevaplıyonuz işinize gelmeyeni ise geçiyorsunuz bize diyorsunuz ki etki altında kalmışsınız bu sözde bile politika yapıyorsunuz tamam bende politika yapayım o zaman hayır biz etki altında kalmadık siz öfke ve kin duyuyorsunuz sevmiyorsunuz ve nefretle yaklaştığınız için kötülüyorsunuz kuyruk acınız var hatta siz seçim mitinglerinde adayken yapamadığınız politikayı burda bize karşı yapıyorsunuz adaylığınız döneminde bütün ayvalık halkına mitingler düzenleyip yapsaydınız bunları daha doğru olmazmıydı diye birde bel altı yaptım mı gördünüz mü bak politika olunca böyle bir kısır çekişme olur gider onun için bu konulara hiç girmeyelim gelelim asıl meseleye ayvalığın betonlaşmasıyla ilgili size deniz kıyısına yapılan ayvalığın tarhi dokusunu bozan binalardan bahsetmiştim 13. nolu yazımın sonlarında onları görmeyip te şehit gazi yuvasına betonlaşma demek yanlışın daniskasıdır 10 nolu yazımda da şun anki belediyenin davranışlarından yanlışlıklarından kırlangıç ın peşkeşinden zarar eden belediye otel işletmesinden tanıtım amaçlı tanıtımla alakası olmayan truzme hiçbir katkısı olmayan başkan gezisinden öteye gidemeyen fuarlardan bahsetmiştim şimdi aklıma geldi o cundadaki keçi damlarına kadar atılan sözde tanıtım ama tanıtım dışarı olur da neyse yemedik uzatmayalım siyasi propaganda amaçlı boyboy başkan resimli ayvalık bütçesinden karsılanan takvimle broşurler,belediyenin kurabiye masrafları vb. neyse işte ayvalık halkının hakkının nerde yandiğinİ de söyelemiştim cvp gelmedi görülmedi okunmadı siz bunları tam olarak cevaplayın ben de ilk fırsatta yanınızdayım müjdat bey bir acı kahve içmeye:) işte böyle sizden bunu neden istediğimi anladınız mı bilemem ama ben açıkça anlatayım BUGÜNÜN HALİNİ GÖRMEYEN DÜNÜN KIYMETİNİ BİLEMEZ YARININ NE GETİRECEĞİNİ GÖREMEZ anladınız mı şimdiyle eskiyi bir karşılaştırın o zaman ahmet tüfekçinin kıymetini anlarsınız ahmet tüfekçi gene söylüyorum ayvalığa gelmiş en büyük başkandır hatalarıyla sevaplarıyla bir bilanço tutarsan bunlardan kat ve kat daha iyidir en azından bunu kabul edelim yaşadık gördük hep beraber gelelim komşu adayla yaşanan olaya onlar bizim istanbulumuza kostantinapolis derse biz be o adaya barboros hayrettin paşanın adası deriz anlayabiliyormusunuz birde misakkı milliye değinmişsiniz misakkı milli son osmanlı mebbusan meclisinde onaylanmış resmi bir belgedir öyle megelo idea gibi hayal ürünü değildir MUHTAÇ OLDUĞUN KUDRET DAMARLARINDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR
NOT:BU ARADA YAŞANAN OLAYLA İLGİLİ ÜZÜNTÜMÜ BELİRTİRİM HERKEZİN BİRBİRİNİ DAHA İYİ ANLAYABİLDİĞİ BİR DÜNYADA YAŞAMA DİLEĞİYLE
Sevgili Sülo,
Son yazını tebessümle okudum. İltifatlarına çok teşekkür ederim.
Sağol… İyi bir politikacı olduğumu yazmışsın:) İşte seninle ayrıldığımız nokta burada.. Beni politikacı olarak görüyorsun.. Hayır.. Ben hiçbir zaman bu iddiada bulunmadım.. Bulunamam da.. Çünkü ne bunun okulunda okudum, ne de bu konuda başka bir eğitim almadım.. Ben bir Mimarım.. Ben sadece, Ayvalık Belediye Başkanlığına adaylığımı koydum. O kadar.. Belediyelerin ve de Başkanları dahil diğer çalışanlarının “Politika” gibi bir görevleri yoktur. Ve olmamalıdır da.. “Politika” yapmanın yeri Parlamento’dur.. Her şeyi yerli yerine koymalı, ona göre değerlendirmeliyiz.. Başkanlığa seçilen kişi asli işleri ile bu konuları birbirine karıştırırsa işlerini de karıştırır, milletin aklını da.. Önce bu konuda hem fikir olalım..
Meydanlarda yapamadığım “Politika”yı burada sizlere karşı yaptığımı savunuyorsun.. Size değer verip cevap yazdığım için mi böyle düşünüyorsun?? Ne kadar da yanıldığını bir gün anlayacaksın.. Ben, doğru bildiğim fikirleri, gerekçeleri ile birlikte her fırsat ve ortamda savunmaktan yılmam.. (Tıpkı, Senin gibi..) Buradaki hararetli atışmalarımız benim sarf ettiğim tek bir cümleden kaynaklandı. Sonrasında, sen ve bu sayfada yazan diğer arkadaşlar tarafından
tarafıma söylenmeyen kalmadı.. Oysa ben, senin 13. yazındaki “biz inanmasak bile inandırana kadar efendice konuşması gereken” ifadene saygı duyarak yazmaya devam ettim..
Son yazında ise, “siz öfke ve kin duyuyorsunuz sevmiyorsunuz ve nefretle yaklaştığınız için kötülüyorsunuz kuyruk acınız var” diyorsun.. Bu senin görüşün.. Veya şöyle diyelim.. Varsayalım ki öyle, nedenini hiç mi merak etmiyorsun?? 15 no’lu yazımda “burada yazamayacağım, yaklaşık 50 kişinin önünde gerçekleşen” bir olaydan
bahsetmiştim.. (Burada yazamam dediysem gerçekten de öyledir..)
Ne olduğunu hiç mi merak etmiyorsun?? İstersen kahvemizi içerken sana anlatabilirim..
Bir de şöyle bak olaya.. Ben senin sevdiğin birini sevmiyorsam, ona karşı isem bu senin beni de sevmemeni mi gerektirir?? Tanımadan ve dinlemeden yani?? Bu fanatizm değil de nedir sence?? Yok eğer sen, benim için fanatizm iyidir, bence mahzuru yok.. dersen eğer,
o zaman sözüm yok.. Öyleyse o zaman, şunu demem gerek..
“Yok aslında benden farkın:)))” (Umarım espriyi anladın:))
Birçok soru sorduğunu, benden cevap alamadığını yazıyorsun.. Ben de birçok sorular sordum.. Cevap alamadım.. Mimarlık okullarında,
“yaşadığınız kenti en kısa yoldan nasıl betonlaştırırsınız, nasıl çirkinleştirirsiniz” diye dersler okutulduğunu mu sanıyorsun??
Konuyu o kadar ilim, fen ve sanat kaidelerinin dışına çekiyorsunuz ki,
akıl alır gibi değil. Demek Şehit ve Gazi yuvası olunca Betonlaşma olmuyor.. Öyle mi?? Bu zihniyet, “Ben yaptım.. Oldu..” zihniyetinin taa daniskasıdır.. Kabul et ki, İhtisasım olan bu konuda benimle başa çıkamazsın.. Nasıl ve nerede yapılması konusunu sana uzun uzun anlatırım.. Hem sonra unutma ki, o yapıya öncelikle Huzurevi olarak başlandı.. Sonradan Rehabilitasyon merkezine dönüştürüldü. TEKRAR EDİYORUM, kimse ama hiç kimse ne Huzurevi yapılmasına ne de Rehabilitasyon merkezine dönüştürülmesine karşı çıkmadı.. Ben bir Mimar olarak yapının kendisini eleştiriyorum.. Hani Ayvalık’ın betonlaşmasının hesabını benden soruyorsun ya, ben de o açıdan eleştiriyorum.. Yapıya adeta “kutsallık” katmakla Betonlaşmasını gözden kaybedemezsiniz.. O konu başka, bu başka.. Bir gün başka birisi çıkıp, bana da şu tepeyi verin.. Orada “Düşkünler Evi” yapacağım dese, bi diğeri de şu tepeye “Yetimler Yurdu” yapalım derse ne yapacağız??
Köprü durağının oradaki apartmanların hesabını da benden soruyorsun.. Yukardaki yazılarımdan birinde “Ayvalık Postası” gazetesindeki yazılarımı okuyup okumadığınızı sormuştum.. Sahi, okudun mu?? Tekrar tekrar yazmayayım.. Bulup okuyuver bir zahmet.. Bulamazsan internette de var.. “ayvalikpostasi.com” adresini tıklayıver.. O apartmanlar yapılmaya başlandığında sen belki yoktun. Ben de Lise yıllarında bir çocuktum.. Hem, madem bu konuda bu kadar hassassın sevgili Tüfekçi’ye neden sormuyorsun ” niye bunları yıkmadın fırsat eline geçmişken” diye?? (Sen şimdi buradan, benim bu apartmanları savunduğum sonucunu da çıkarmazsın umarım..)
Kırlangıç’ın peşkeşinden ne kastettiğini gerçekten anlamadım.. Birileri hep, Ayvalık’ın birilerine peşkeş çekildiği veya çekileceğini,
adeta çocukları öcü ile korkutur gibi yayar durur.. Kim kimin malını kime peşkeş çekti?? Allah aşkına tek bir örnek ver.. Tek bir örnek.. Ama, Allah aşkına, kişilerin mallarının kendi rızaları ile satışlarını örnek olarak önüme koyma.. Koç, Sabancı gibi örnekler verme..
(Komünist olduğunu hiç sanmıyorum:)) Onlar, sadece Türkiye’nin değil dünyanın sayılı Kapitalist’leri olup, Sevgili Tüfekçi bile onlara engel olamamıştır. (Lise’nin oradaki ilk Migros’u hatırla..) Ne de olsa biz sağcılar (maalesef) ekonomik sistem olarak Kapitalizm’i seçtik bir kere.. Şikayete hiç ama hiç hakkımız yok.. (Buradan da Kapitalizmi savunduğumu çıkarma..)
Misak-ı Milli konusundaki sorumu da çok iyi çarpıtmışsın.. Aferin..
Misak-ı Milli’nin ne olduğunu değil, Midilli’nin neden Misak-ı Milli sınırları dışında olduğunu sordum.. Yani, koca Anadolu’yu kurtaran Atatürk, o hızla Midilli’yi ve diğer yakın adaları da alamaz mıydı??
Ama, bir 5 senesi daha olsaydı, Atatürk’ün yapamadığını birisi yapardı herhalde:)) İşte sana “Politika” nın daniskası..
Şimdiki Belediye’nin sevapları da hataları da vardır şüphesiz.. Ama,
sizin eleştirileriniz “gelen konuklara sunulan ikramlar” konusuna düştüyse sadece gülerim buna..:)))
Sevgili Sülo, Ayvalık’ın Turizmi de her geçen gün iyiye gitmektedir.. Cunda’daki keçi damlarını bırak da, sahilinde bir dolaş.. Hele geceleri.. Araban varsa sakın onunla gelme.. Futbol sahası bile ağzına kadar dolu.. Park yeri bulamazsın..
Soyadın yok mu sahi?
Sevgilerimle..
22 no’lu yazındaki dileklerine tüm içtenliğimle ben de katılıyorum. Sağol..
sayın müjdat soylu……………
gene tüm politik yapını konuşturup olayların içinden sıyrılmışsın.. sana sorular sorduk açıklama yapmadan geçmişsin cevap vermemenin nedenleri nedir…dur ben söleyim gerçekler su yüzüne çıkacak ve kimin haklı olduğu anlaşılacak öyle değilmi sevgili müjdat soylu… senin yazılarını okurken şunu düşündüm acaba biz şuanda neden müjdat soylunun yanında değiliz de karşısındayız… galiba cevabını sen bizden daha iyi biliyorsundur.. sen ayvalık halkının nekadar kurnaz ve neyi nerde nezaman sölüyeceğini çok iyi bilen biri topluluk olduğunu unuttunmu millet sana inanmadığını ‘’sandıkta” zaten gösterdi..hemen şunu düşünme eee tüfekçi aynı ‘’sandıkta” yenilmedimi.. ”EVET” ama tüfekçi arkasında ayvalık için canını verebilecek doğrunun yanında yanlışın tam karşısında olan binlerce insan seli bıraktı..buda zaten ona yeter… biz seçimi kaybettiğimize değil ”ayvalıkı” ayvalıklı olmayanlara bıraktığımız için üzülmüştük…gerçi seçimi nasıl kaybettiğimizi herkez biliyor hani senin cevaplamaya yüreğin yetmeyen soruların cevaplarını bütün ayvalık biliyor….yılın sadece 1 haftası ayvalıkta konaklayanların kütüğü burda olmayıp sadece seçim için buraya yerleşenlerin oylarıyla kaybettik biz seçimi.. hani hep derlerdi sağ-sol bitti evet bunun son örneğini yapılan son yerel seçimde görmüştük.. hatırlıyorsun demi müjdat soylu sana sorduğum soruların cevapları bunlar…işte senin peşinden kitleler neden hareket etmiyor bunun nedeni senin kaçak dövüşmende saklıdır senin ayvalıklıyı yönetmeye gücün ve yüreğin yetmez… işte tüfekçide bu ikisinden bir hayli fazla var…. onun için hala yapılan seçim çalışmalrında ilk akla gelen isim tüfekçi oluyor… nedenini bir sor kendine neden ben değilde onu istiyorlar?? pardon ama genel seçimlerde bile senin önündeydi (hatırlarsan) hangimizin kanı asil diye sormuşsun ben türk oğlu türküm türkün ve kendini türk gibi hisseden herkesin ben türküm diye bilen herkesin ” NE MUTLU TÜRKÜM” lafını göğüsünü geregere söleyen herkesin çıkar amacı gözetmeksezin ”davasını” sonuna kadar savunan herkesin tanzanyada bile ben türküm, önderim atatürk ,ışığım laiklik, hedefim türklerin bütünlüğü, yaşasın cumhuriyet ve NE MUTLU TÜRKÜM DİYE biliyorsa bir insan işte onun kanı asil bir türk kanıdır… şimdi anladınmı sevgili müjdat soylu kimin kanı daha asilmiş… sevgilerimle..
bizim Ayvalıktamı gelişti turizm müjdat bey biz neden göremiyoruz bunu
siz hangi ayvalıktan bahsediyorsunuz???
bende turizm gelişcek ayvalık büyüyecek yalanlarına kanarak oyumu hasancık başkana verdim ama o yalanlar bi kere yenir ellerim kırlsaydıda vermeseydim.
Büyük Başkan AHMET TÜFEKÇİ
Sevgili kardeşim Çağrı benim liseden beri muhalif olduğumu sölüyorsun belkide haklısındır,sana ve Sülo kardeşime birçok kez muhalefet yapmışımdır çünkü size ve fikirlerinize saygı duyuyorum ve fikirlerimizi tartışarak objektif doğrulara ulaşmayı hepimiz için faydalı görüyorum.Bundan anlaşılacağı gibi bu platformda farklı görüşleri tartışarak Ayvalık için doğruyu bulmak arzusu biz Ayvalık severlerin hedefi olmalıdır.Bu yüzdendir ki 12 nolu yazımda saygı çerçevesinde konuşmamız gerektiğini belirtmiştim,çünkü ben bu platformda fikirlerini paylaşan Sayın Müjdat SOYLUNUN , Sayın Sülonun , Sayın Çağrının ve diğer tüm arkadaşlarımın içlerinde çok büyük bir Ayvalık ve Vatan sevgisi olduğunu biliyorum ve bu platformda tanıdığım hiç kimsenin kanının asilliğinden şüphem yok.
Bu yazımda değinmek istediğim birkaç husus var bunlardan birtanesi Çağrı kardeşimin 25 nolu yazısında sorduğu ‘ acaba biz şuanda neden müjdat soylunun yanında değiliz de karşısındayız’ sorusudur.Belki bu sorunun cevabını vermek bana düşmez ama aramızdaki samimiyete güvenerek diyebirim ki Sayın Müjdat Soyluyu yeterince tanımadığınız ve karşılıklı oturup bu konuları yüzyüze konuşmadığınız için karşısında olduğunu düşünüyorsun.Ama ben eminim ki bu platformda atışmak yerine sakince fikirlerini dinlesen ve onun yüreğindeki Ayvalık ve Vatan sevgisini görmek istesen aslında karşısında değilde yanında olduğunu anlayacaksın.(YURTTA SULH CİHANDA SULH)
Değinmek istediğim bir diğer hususta bu platformda bukadar Ayvalık sever biraraya gelmişken tartışmayı bir kenara bırakıp Ayvalık için yapıcı fikirler geliştirebilir ve hatta zamanla güzel projeler bile üretebiliriz.Hepimizin farklı alanlarda yetenekleri var ve hepimiz Ayvalıkın geleceği için endişelenirken birlikte birşeyler yapabilirmiyiz diye merak ediyorum,yani belki de bir AR-GE platformu oluşturabiliriz. Ayvalıkımız için birşeyler yapmasını başkalarından beklemek yerine kendi çapımızda eleştirmekten ileri gidip belki bizde birşeyler yapabiliriz.Bu konuda düşüncelerinizi bekliyorum.(NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE)