Feed on
Posts
Comments

Hindistan’ın Bangalor eyaletindeki 4 büyük göl – Agara, Hebbal, Vengaya ve Nagavara gölleri- yerel yönetime bağlı “Göl Geliştirme Bürosu” tarafından özelleştiriliyor. Göllerin, istek üzerine süresi uzatılacak şekilde, 15 yıllığına özel şirketlere kiralanacağı belirtiliyor.Burada “göl geliştirme” adı verilen faaliyet, göllerin etrafına büfe, lokanta, su sporları klubü, çeşitli suda giden motorlu ve motorsuz araçların kiralanacağı yerler gibi tesisler inşa etmek. Oysa yerel halk ve aktivistlerin başlattığı bir inisiyatif, göllerin kendi yaşam akışını bozacak ve buraları tüketim kültürüne malzeme edecek bu çabaya karşı durmaya çalışıyor.

Burada “göl geliştirme” adı verilen faaliyet, göllerin etrafına büfe, lokanta, su sporları klubü, çeşitli suda giden motorlu ve motorsuz araçların kiralanacağı yerler gibi tesisler inşa etmek. Oysa yerel halk ve aktivistlerin başlattığı bir inisiyatif, göllerin kendi yaşam akışını bozacak ve buraları tüketim kültürüne malzeme edecek bu çabaya karşı durmaya çalışıyor. Daha önce Nagavara gölünün bir kısmında yapılan benzeri uygulamaların zararlarına dikkat çeken insanlar, “halka ait ortak kaynak” (public commons) olarak gördükleri göllerin kiralanabilir bir mülke dönüştürülmesine razı olmayacak. Devamı »

Ayvalık’a bağlı Karaayıt Köyü halkı, geçimini hayvancılıkla sağlamaktadır.

Köye ait mera, Valilik kararı ile Hazineye verilmiştir.

Bu meraya, RUHSAT BİLE ALINMADAN, bir demir madeni şirketi tarafından, tesis yapmak amacıyla şantiye kurulmuştur.

Üstelik bu şantiye, MADRA BARAJININ SU HAVZASI İÇİNDEDİR!

Demir Madeni İşletmesi, hem köy halkının hem de Ayvalık, Küçükköy, Altınova ve Dikili’de bulunan insanların yaşamını tehdit etmektedir.

Bu durum HUKUKA, KAMU YARARINA ve ÇEVRE HAKLARINA AYKIRIDIR!

Devamı »

Armutçuk – Cumhuriyet Alanı arasında yaklaşık 4 km lik tek hatlı bir tramvay öneriyoruz.

4 km x 3 milyon dolar = 12 milyon dolar

araçlar için de 3 milyon dolar (3 takım)

Toplam maliyet = 15 milyon dolar yani 20 milyon YTL civarı. Devamı »

Cennet Tepesi'ndeki bina !!!Yandaki bina nasıl yapıldı bilen var mı? Belediye meclisi hangi yasaya, hangi karara göre izin verdi bu binanın yapımına ? Diyelim ki “yasal hakkı var”dı peki o halde olur olmaz heryere o kadar para savuran belediye halkı da yanına alarak meşru bazı yollarla bu binanın yapımını engelleyemez miydi ? Hatta binanın yerini satın almayı, bina sahibine başka bir arsa vermeyi, en sonunda “siz böyle çirkin bir şey yapacağınıza gelin size güzel bir bina yapalım ama bunu yapmayın” diyemez miydi ?

Ayvalık Belediyesi ana karayolu ile Ayvalık arasında kalan bölgede Organize Sanayi Bölgesi (OSB) kurulması ile ilgili girişim ve buna bağlı olarak yeni bir tartışma daha başlattı.

Öncelikli tartışma noktası Turizm, Tarım ikilemine Ticaret ve Sanayi gibi iki yeni tercih alanının ortaya çıkması.

Bu konunun önümüzdeki dönem kamuoyunu meşgul etmesi bekleniyor.

Yerel seçimlere bir yıldan biraz fazla kaldı. AKP anayasayı değiştirip seçimleri öne alırsa elbette başka !

Mevcut Belediye Başkanı CHP’den tekrar adaylığını koyacak gibi görünüyor. AKP ise Mehmet Şıray’ı gösterecek. Büyük bir oy potansiyeline sahip MHP ve elbette Ahmet Tüfekçi’nin işaret ettiği “başka bir aday” da seçime girerse her defasından faklı olarak en az 4 bileşenli bir seçim yaşayacağımız ortaya çıkıyor.

Kentler değişirler, nüfusları artar; büyür. Kentler soluk alır, kavga eder, gülümser, ağlar. Bir insanın tarihinde ne varsa kente geçer; kentin tarihi de insana. Bazı tarihleri kent unutmak istemez insan unutturur; bazılarını da kent unutmak ister insan hatırlatır. Böylesi bir girizgahın ardından bir edebi metin, bir tarih yazısı, bir biyografi falan gelmeyecek baştan söyleyeyim; yazıya devam… Tanık olmak yalnızca insana has bir özelliktir; tanıklığın kuralı görmek, duymak ve aktarmaktan geçer; aslında romantik bir bakıştır kentlerin de tanıklığı. Gerçekte yaşamayandır kent; insanıyla yaşayandır ancak. Terkedilmiş köyler ya da bir evin bahçesinin nasıl yalnızlığını haykırdığını biliriz; insan yoksa kent de yoktur; tarih de…

Ancak şu da var ki insanların eylemleri o kente geçer. Meydanlarına işlenir, duvarlarına yazılır, şiirlerde söylenir, türkülerde çağrılır, öykülerinde hayat bulur; biri bir sokak çeşmesi yapar ve hatırlansın diyedir üzerine düşülen not ‘…. hayratı’; çünkü suyu içen kişi, merhametle uzanmış bir eli yüz yıl sonra da olsa kavramıştır; tanımasa da minnet duyar; aslında küçük bir şeydir bu eylem; bir avuç sudan ibarettir. Biri bir ağaç diker, sonra biri gölgelenir, soluk alır; o içten teşekkür bütün bedelleri karşılamaya yeterlidir. Devamı »

lodosta Ayvalık

Ayvalık’ta lodosun güzelliği

Devamı »

Filistin’de zeytin hasadı başlıyor. Akdeniz’in en önemli zeytin kaynaklarından biri olan Filistin’de zeytin üreticileri köylerinden edilmelerine, utanç duvarının ve illegal yerleşimlerin inşası için zeytinliklerinin buldozerlerle yerle bir edilmesine, su kaynaklarının radikal yerleşimciler tarafından zehirlenmesine ve yoksulluğa rağmen ve tüm bunlara inat tüm dünyadan ve İsrail’den dayanışma gönüllüleri ile birlikte zeytin tyoplamaya hazırlanıyor.
Uluslararası Dayanışma Hareketi tarafından tüm internet kanallarında çağrısı yapılan zeytin hasadı, Filistin halkının topraklarına duyduğu tarihsel ve ekonomik bağlılığın yanı sıra İsrail hükümetinin savaş ve işgal politikalarına karşı bir direniş biçimi olmayı sürdürüyor. Kültürel bir ritüel haline gelen hasat, bu dayanışma ile her yıl bir direniş şenliğine dönüşüyor.

Geçen yedi yılda, engellemeler ve kuşatmalar nedeniyle zeytin hasadındaki verim gözle görülür biçimde düştü, üreticilerin pazara ulaşmaları bir yana çoğu zaman kendi zeytinliklerine ulaşmaları bile kontrol noktalarındaki saatler süren aramalar nedeniyle mümkün olamadı. 2000 yılının Eylül ayından bu yana duvarın ve illegal yerleşimlerim inşası için sökülen zeytin ağaçlarının sayısı yarım milonu geçti. Bir tarım toplumu olan Filistin’in yaşama kanalları bu şekilde tıkanmaya çalışıldı. İşte bu yüzden her yıl uluslararası dayanışma gönüllüleri Filistin’deki zeytin hasadı için bir araya geliyor.
Zeytin Hasadı Kampanyası, Filistinli ailelerle bir arada olabilmek için, “gerçekte” neler olduğuna tanık olabilmek için önemli bir olanak sağlıyor. Aynı zamanda pek çok uluslararası gönüllünün olması, zeytin hasadı sırasında Filistinlilere saldırılarda bulunan radikal yerleşimcileri engelliyor. 2006 hasadı, İntifada’dan bu yana zeytin hasadında hiçbir çiftçinin ölmediği ilk yıl oldu. Geçen yıl meydana gelen tek olay uluslararası bir dayanışma gönüllüsünün bulunmadığı bir anda bir zeytin üreticisinin şiddetli şekilde dövüldüğü durumda yaşandı. İsrail’den ve dünyanın dört bir yanından gönüllülerin varlığı, Filistinlilere hak arama mücadelelerinde umut veriyor.

İki günlük bir eğitimden sonra zeytin hasadına girişen gönüllüler, Filistinli ailelerin evlerinde ya da uluslararası barış kamplarında kalıyor ve zeytin hasadı dışında Batı Şeria’da İsrailli ve Filistinli barış güçlerinin utanç duvarına ve kontrol noktalarına karşı yürüttüğü eylemlere katılıyor.

Bu yıl yapılacak Zeytin Hasadı-2007 kampanyası, Filistinli ve İsrailli gönüllüler başta olmak üzere uluslararası eylemcilerin Uluslararası Dayanışma Hareketi aracılığıyla Filistin işgali ile ilgili farkındalığı artırmanın ve şiddetsiz eylem yöntemleriyle mücadeleye destek vermenin bir yolu. Filistinli zeytin üreticileri ve uluslararası eylemciler, bu işgalin bitmesi ve o duvarın yıkılması gerektiğini daha yüksek sesle haykırabilmek için herkese çağrı yapıyor. Ekim2de yapılacak hasada katılmak için hala şansınız var. Ayrıntılı bilgi, yolculuk ve konaklama bilgileri için: www.palsolidarity.org

Ayvalık Tostu’nun mucitlerinden Ali Dutlu ile konuştuk. Hikayesi şöyle.

“Ayvalık Tostu’nun en önemli özelliği ekmeğidir. Ayvalık’ın özgün tatlarından birisi de nohut mayasıyla yapılan Simit Ekmeğidir. İşte bunu 1983 yılında en iyi yapan fırın Hüseyin Sargın’a ait olan fırındı. Bu Fırında çalışan Karadenizli bir usta bu hamuru ve Kozak (Bergama) yöresinin pekmezini de kullanarak bir tost ekmeği yaptı. Ben de bu tost ekmeğini kullanarak kendi geliştirdiğim pişirme yöntemi ve malzemelerle bu tostu yapıp satmaya başladım. Önce Ayvalık’ta yaygınlaştı, daha sonra yerli turistler eliyle tüm Türkiye’ye. Şimdi kullanılan tost ekmeği bizim kullandığımız tost ekmeğine biçim olarak benziyor ama içindekiler farklı.”

Ali Dutlu, halen Ayvalık’ta yaşıyor. Postanenin arkasındaki tost büfesinde tost yapıp satıyor. Biz Ayvalıklılar bizden önceki kuşakların yediği o güzel tosttan yemek istemez miyiz? Tostumuzu isteriz !!!

« Yeni yazılar - Eski yazılar »