Feed on
Posts
Comments

Dünya Ticaret Örgütü ve uluslararası su tekellerinin emirleriyle şubat ayında çıkarılan yasa ile gerek şehirlerdeki gerekse kırlardaki su kaynaklarının özelleştirilmesi süreci başladı. Bahane belli “suyun iyi idare edilmesi”. Buna göre özelleştirme şehirlerde belediyeler kırlarda ise sulama birlikleri eliyle (ve il özel idareleri eliyle) yürütülecek.

Bu konuda en güzel örnek Meksika. Meksika’da hükümet suyu özelleştirir ve bir şirkete satar. Bunun sonunda şirket suya büyük zamlar yapar. Halk su kullanamaz olunca çatılarına bidon koyup yağmur suyu toplamaya ve onu kullanmaya başlar. Şirket buna da tahammül edemez hükümete baskı yapar ve “çatılara kap konmasını yasaklayan” bir yasa çıkarılmasını sağlar.

Önümüzde Türkiye’nin de benzer bir süreci yaşayacağına kuşku yok.

Mesela “su sertifikası” meselesi. Diyelim ki patlıcan ürettiniz ve pazarda satıyorsunuz. Bir yetkili gelip “su sertifikası” isteyecek. “Yani sen bu patlıcanı hangi suyla yetiştirdin ?” diyecek. Bunun için tarlanızın civarında hangi şirket su hakkına sahipse ondan belge alacaksınız.

Continue Reading »

Merkezi ve mahalli idarelerin politikaları Karaayıt Köyü’nü maden şirketinin sadakasına mahkum etti. Bütün dünyada neo-liberalizm rüzgarı esiyor. Devletler hızla sosyal konulardan ellerini çekiyor. Bunun yerine dev şirketler “sosyal sorumuluk projeleri” adı altında sadaka dağıtıyorlar. Okul, sağlık ocağı, hastane, su kuyusu vs. yapıyorlar. Devletin esas görevi artık büyük şirketlerin “lütfu”, “sadakası” olarak ihsan buyuruluyor.

Bizim vergilerimizi alan devlet, bizi sadakaya muhtaç bıraktıran büyük şirketlere el açmaya zorluyor.

Evet Karaayıt Köyü Muharlığı yaptığı bir anlaşma ile maden şirketinin köylerine su getirmesini kabul etmiştir. Kabul etmek zorunda bırakılmıştır. Continue Reading »

Buradaki eski bina Muharrem Onursal’a aitti. Yıllar geçti miras nedeniyle Nejat Sarlıcalı’ya nihayet satış yoluyla Sokol A.Ş. ye devrolundu. Hikaye de o zaman başladı.

“Bir gece ansızın” bina bir dozer tarafından “kazayla” yıkıldı. İlgili kişiler yargılandılar. Neler döndü belli değil. Buraya hiçbir biçimde bina yapılamıyordu.

Bir de ne görelim harıl harıl bir faaliyet. Bina yapılıyor levhada öyle yazıyor “eski eser rekonstrüksüyonu” sahibi Sokol, Mimar Müjdat Soylu.

Continue Reading »

Hindistan’ın Bangalor eyaletindeki 4 büyük göl – Agara, Hebbal, Vengaya ve Nagavara gölleri- yerel yönetime bağlı “Göl Geliştirme Bürosu” tarafından özelleştiriliyor. Göllerin, istek üzerine süresi uzatılacak şekilde, 15 yıllığına özel şirketlere kiralanacağı belirtiliyor.Burada “göl geliştirme” adı verilen faaliyet, göllerin etrafına büfe, lokanta, su sporları klubü, çeşitli suda giden motorlu ve motorsuz araçların kiralanacağı yerler gibi tesisler inşa etmek. Oysa yerel halk ve aktivistlerin başlattığı bir inisiyatif, göllerin kendi yaşam akışını bozacak ve buraları tüketim kültürüne malzeme edecek bu çabaya karşı durmaya çalışıyor.

Burada “göl geliştirme” adı verilen faaliyet, göllerin etrafına büfe, lokanta, su sporları klubü, çeşitli suda giden motorlu ve motorsuz araçların kiralanacağı yerler gibi tesisler inşa etmek. Oysa yerel halk ve aktivistlerin başlattığı bir inisiyatif, göllerin kendi yaşam akışını bozacak ve buraları tüketim kültürüne malzeme edecek bu çabaya karşı durmaya çalışıyor. Daha önce Nagavara gölünün bir kısmında yapılan benzeri uygulamaların zararlarına dikkat çeken insanlar, “halka ait ortak kaynak” (public commons) olarak gördükleri göllerin kiralanabilir bir mülke dönüştürülmesine razı olmayacak. Continue Reading »

Ayvalık’a bağlı Karaayıt Köyü halkı, geçimini hayvancılıkla sağlamaktadır.

Köye ait mera, Valilik kararı ile Hazineye verilmiştir.

Bu meraya, RUHSAT BİLE ALINMADAN, bir demir madeni şirketi tarafından, tesis yapmak amacıyla şantiye kurulmuştur.

Üstelik bu şantiye, MADRA BARAJININ SU HAVZASI İÇİNDEDİR!

Demir Madeni İşletmesi, hem köy halkının hem de Ayvalık, Küçükköy, Altınova ve Dikili’de bulunan insanların yaşamını tehdit etmektedir.

Bu durum HUKUKA, KAMU YARARINA ve ÇEVRE HAKLARINA AYKIRIDIR!

Continue Reading »

Armutçuk – Cumhuriyet Alanı arasında yaklaşık 4 km lik tek hatlı bir tramvay öneriyoruz.

4 km x 3 milyon dolar = 12 milyon dolar

araçlar için de 3 milyon dolar (3 takım)

Toplam maliyet = 15 milyon dolar yani 20 milyon YTL civarı. Continue Reading »

Cennet Tepesi'ndeki bina !!!Yandaki bina nasıl yapıldı bilen var mı? Belediye meclisi hangi yasaya, hangi karara göre izin verdi bu binanın yapımına ? Diyelim ki “yasal hakkı var”dı peki o halde olur olmaz heryere o kadar para savuran belediye halkı da yanına alarak meşru bazı yollarla bu binanın yapımını engelleyemez miydi ? Hatta binanın yerini satın almayı, bina sahibine başka bir arsa vermeyi, en sonunda “siz böyle çirkin bir şey yapacağınıza gelin size güzel bir bina yapalım ama bunu yapmayın” diyemez miydi ?

Tags:

Ayvalık Belediyesi ana karayolu ile Ayvalık arasında kalan bölgede Organize Sanayi Bölgesi (OSB) kurulması ile ilgili girişim ve buna bağlı olarak yeni bir tartışma daha başlattı.

Öncelikli tartışma noktası Turizm, Tarım ikilemine Ticaret ve Sanayi gibi iki yeni tercih alanının ortaya çıkması.

Bu konunun önümüzdeki dönem kamuoyunu meşgul etmesi bekleniyor.

Tags:

Yerel seçimlere bir yıldan biraz fazla kaldı. AKP anayasayı değiştirip seçimleri öne alırsa elbette başka !

Mevcut Belediye Başkanı CHP’den tekrar adaylığını koyacak gibi görünüyor. AKP ise Mehmet Şıray’ı gösterecek. Büyük bir oy potansiyeline sahip MHP ve elbette Ahmet Tüfekçi’nin işaret ettiği “başka bir aday” da seçime girerse her defasından faklı olarak en az 4 bileşenli bir seçim yaşayacağımız ortaya çıkıyor.

Tags:

Kentler değişirler, nüfusları artar; büyür. Kentler soluk alır, kavga eder, gülümser, ağlar. Bir insanın tarihinde ne varsa kente geçer; kentin tarihi de insana. Bazı tarihleri kent unutmak istemez insan unutturur; bazılarını da kent unutmak ister insan hatırlatır. Böylesi bir girizgahın ardından bir edebi metin, bir tarih yazısı, bir biyografi falan gelmeyecek baştan söyleyeyim; yazıya devam… Tanık olmak yalnızca insana has bir özelliktir; tanıklığın kuralı görmek, duymak ve aktarmaktan geçer; aslında romantik bir bakıştır kentlerin de tanıklığı. Gerçekte yaşamayandır kent; insanıyla yaşayandır ancak. Terkedilmiş köyler ya da bir evin bahçesinin nasıl yalnızlığını haykırdığını biliriz; insan yoksa kent de yoktur; tarih de…

Ancak şu da var ki insanların eylemleri o kente geçer. Meydanlarına işlenir, duvarlarına yazılır, şiirlerde söylenir, türkülerde çağrılır, öykülerinde hayat bulur; biri bir sokak çeşmesi yapar ve hatırlansın diyedir üzerine düşülen not ‘…. hayratı’; çünkü suyu içen kişi, merhametle uzanmış bir eli yüz yıl sonra da olsa kavramıştır; tanımasa da minnet duyar; aslında küçük bir şeydir bu eylem; bir avuç sudan ibarettir. Biri bir ağaç diker, sonra biri gölgelenir, soluk alır; o içten teşekkür bütün bedelleri karşılamaya yeterlidir. Continue Reading »

Tags: , ,

« Newer Posts - Older Posts »